www.aysmen.com

Posts for blog

Sevgi ve Nefret Nedir ?

Kişisel Gelişim, Yaşam Tarzı - Olympos Fedåisi - 18 Mayıs 2019

Kişisel gelişim eğitimlerinde, karma karışık olan duygularımızın ve yanlış anlamlandırılan duyguların iyice ayırt edilmesi gereklidir. Bu duygulardan en sık yaşanan iki önemli kavram üzerinde durmak istiyoruz. Sevgi ve nefret! Sevgi ve nefret birbirinden ayrılmayan iki zıt kutuplu duygudur ve insanlığın var oluşundan bu yana hep varlığını sürdüre gelmiştir. Sevginin tek başına nefret olmadan sürdürülmesi imkansızdır. Nefretin de her an sevgi enerjisine dönüşmesi mümkündür. Bu çok güçlü iki duygu her an birbirine dönüşebilmektedir. Sevgiyi isteyip nefreti istememek lüksümüz yoktur. Bu evrende dualite gereği ikisi birlikte gelir.

Sevginin Rengi

Hele ki günümüzde sevgi kavramının rengi çok uçuklaştı. Nefrete pek kimse karışmıyor ve o, keskinliğini sürekli korumuştur ancak sevgi üzerinde yontma çalışmaları hep yapılagelmiştir. Bunun temel nedenine indiğimizde şunu görebiliyoruz. Sevgi, karşısında hiçbir gücün dayanamayacağı çok büyük bir güçtür. Bu güç yapıcıdır ama diğer tüm duygulardan daha güçlüdür. Bu gücün azameti tüm gelmiş geçmiş insanları korkutmuştur. Dağları delme azmini Ferhat’a veren şey, nefret değil sevgi idi. Mevlana’yı delicesine Şems’e bağlayan ve Mesnevi’yi yazdıran şey sevgi idi. Delicesine birine aşık olan bir insanda meydana gelen içsel ve dışsal değişimler ve dönüşümlere baktığınızda baş edilemeyecek bu dönüşümün hiçbir şekilde kontrol altına alınamaması, sevginin gücü karşısında çaresiz kalınmasının sonucudur. İlahi sevgi de aynen böyledir. Leylanın peşinden koşturan sonra da ilahi kanala yönelen sevgi de aynı sevgidir.

Örnek verecek olursak;

Sizin aileniz çok köklü ve zengin olsun. Tek bir oğlunuz vardır ve gider bir fakir kıza sırılsıklam aşık olur. Onu dizginlemeye çalışır, sevgisini yontmaya çabalarsınız. Davulun bile dengi dengine çaldığını her fırsatta hatırlatır ve herkesin haddini bilmesi gerektiğinden dem vurursunuz. “Zengin biri isen, zenginliğine layık zengin bir ailenin kızı ile evlenmek sanki genel bir kuraldır. Bilim teknoloji çağında da kural budur, 1500’lü yıllarda da kural bu idi. Değişen şey, sahneler ve oyuncular olmaktadır. Fakat hikayemizdeki gencimizin aşkı-sevgisi dizginlenmeye çalışıldıkça onun daha da büyüdüğünü ve kontrolden tamamen çıktığını görürüz. Klasik bir senaryodur ve hayatın birebir içinden gelmiştir. Genç sevdiği kıza kavuşmak için hiçbir engel tanımayacaktır. Sevgi, ondan alınmaya çalışıldıkça daha da güçlenecektir. Her şey sarpa sarar. Çatışmalar başlar.

Nefret mi Güçlüdür yoksa Sevgi mi Güçlüdür ?

Sevgi ve nefret kıyaslandığında, nefret duygusu ise o kadar şiddetli değildir. Onu bastırmak için biraz korku malzemesi kullanmak yeterlidir. Çok büyük bir nefretle birisine zarar vermek isteyen bir insanın nefretini bastırmak için o insanı korkutmak veya sakinleştirmek yeterli olabilir. Hatta nefret –kızgınlık kendi kendine sönebilecek bir yapay duygudur. Varlığımızın özünde yeri olmayan, sonradan kazanılan bir duygudur. Ama seveni korkutamazsınız. O korkarsa da sevgisinin peşinden gider. Ama nefret eden, yeterince korkarsa nefretinin peşinden gitmekten vazgeçebilir. Ne kadar yontulmaya çalışılırsa çalışılsın sevgi, daima esas kaynaktan geldiği için, nefretten ve onun türetilmiş negatif hislerinden çok daha güçlüdür. Sevgi evreni yaşatan güçtür. Eğer Allah (c.c) bizi sevmese idi, evrenin bir anda felakete, muazzam nükleer patlamalara maruz kalmasını dileyebilirdi. Hiçbir güç de buna engel olamazdı. Evreni dahi ayakta tutan güç, nefret değil sevgidir. Fakat sevginin gücünden herkes içten içe korkar. Tüm planları kuralları yok sayabilen sevgi, bir insanda ışıldamaya başladığında bu insanın sevgisi karşısında durmak mümkün olmaz. Bir kızı bir erkeği ya da bir fikri sevmeye başladığınızda, birdenbire kimyanızda değişimler meydana gelir. İçiniz içinize sığamaz. Aşk dediğimiz o ulvi duyguyu hissetmeye başladığınızda, mantık biraz gerilere itiliverir. Kalp ön plana yerleşir. Tutarsız hareketler davranışlar sergileyebilirsiniz. Tüm varlığınız muazzam bir dönüşüm içine girer. Yaşadığınızı hissedersiniz. Dünyaya ve içindekilere farklı bir gözle bakmaya başlarsınız. Sevgi hissiyle gelen yardımlaşma, merhamet, dünyaya ve içindekilere duyulan iyi dilekler tavan yapar. Ancak sevgi ve aşk bir kelebeğin dokunuşu gibi narin ve kısa süreli olabilir. Yani sevginin gelmesi, onun sonsuza kadar kalacağı anlamına gelmez. O geldiğinde, bazı şeyleri hazır tutmanız gerekir. Sevdiğiniz insanla birlikte, sevgiyi en iyi şekilde misafir etmek için hazırlıklarınız olmalıdır. Sevgi özgürlüğünden asla ödün vermez mesela. O geldiğinde pencereleri açık tutmalısınız. Uçup gitmek istediğinde kolayca uçup gidebilmelidir. Özgürlüğü sever O! Sevdiğiniz insan ile sizin aranızda şiirsel bir bağ kuruluverir ancak, sevgiyi kullanarak sevdiğiniz kişiyi sahiplenmenizi istemez. Ona özgür alanlar bırakmanızı ister. Dilediğinde, sevdiğiniz insan yalnız kalabilmelidir. Dilediğinde, sizin içinde olmadığınız aktiviteler paylaşımlarda bulunabilmelidir. Zaman zaman sizi terk edip gidebilmelidir. Sizi daha çok özleyip daha da şiddetle sevebilsin diye… Sevdiğiniz insana özgür bir alan bırakmalısınız. O alan sadece ona ait olmalıdır. Zaman zaman o alana çekilerek tüm dünyadan kendini soyutlayabilmelidir. Sevgi tüm bunlara dikkat eder. Sahiplenme dozunu arttırdığınızda Sevgi kelebeğinin kanatlarını açıp hoşça kal bile demeden gittiğini görürsünüz. Sonra çiftler arasında sevgi kalmayınca, kavga başlar. İncir çekirdeğini doldurmayacak nedenler ortaya atılır ve bunlar beslenerek büyük tartışmalar kavgalar haline çevrilir. Birliktelik eskimişse, ve çocuk gibi ürünler verdiyse, bu kez sevginin yerini tutmaya çalışacak sorumluluk duygusu ile birliktelikler sürdürülmeye çalışılır. Buna bir de gelecek kaygısı geçim sıkıntısı, nafaka, çocuklardan ayrı kalma korkusu eklediniz mi, birlikteliği devam ettirmek her iki tarafın da işine gelecektir. Sevgi olmadan yarım yamalak bağlarla yürütülecek bir yuvanın tüttürdüğü ocağın ışıkları bile daha cılız olur. O halde yan ürünleri değil de sevgiyi beslemeye gayret etmek en iyisidir. Sevgi geldiğinde, onu hak ettiği gibi karşılamak gerekir. Ne de olsa bu dünyada bizleri bir arada tutan tek bağ sevgi bağıdır.

Bir Ağaç Kadar Sevebilmek

Ağaçlar belli bir süre büyümek için ve olgunlaşmak için sabırla beklerler. İçeride harıl harıl bir çalışma vardır. Ağaç büyüyüp olgunlaştığında meyvelerini vermeye başlar. Meyvelerini verirken, “Ali sen al Mahmut sen alma !” demez. Sessizce ve cömertçe leziz meyvelerini verir. Bir gül de kokusunu dağıtırken aynı cömertliği gösterir. Kokusunu yaymak için fırsat bulduğunda tüm çiçekler dünyaya güzel kokularını hesapsız yayarlar. Bir ağacın ve gülün cömertliği kadar cömertlik ve sevgi sahibi olabilen bir insan ne mutlu bir insandır!

 

Continue Reading

Hatalar

Kişisel Gelişim, Tavsiye - AysMen - 8 Mayıs 2019

Kişisel gelişim blogumuz da bugün ki konumuz hatalar, hatta hatalarımız.

Hatasız insan yoktur, hatasızım her şeyi çok iyi yapıyorum veya yaptım diyen insanların çoğu yalan söylüyordur. Hatalar bize aslında olmamız ve yapmamız gerekenleri öğretir. İnsanlar hatalarla gelişir. Mesela bundan yıllarca önce yaptığınız bir hatayı ele alalım çok pişman olduğun bir hata bu hatayı tekrarlamayacağını ikimizde biliyoruz, çünkü pişman oldun ve bundan ders çıkardın. Bazı şeyleri denerken de birçok hata yapabilirsin ama HAKAN: Muhafız’da Faysal Bey´in dediği gibi Hata yap bir değil birden fazla hata yap hata yaptıkça büyüyeceksin ve bir gün gelecek tecrübe denilen şeyin bütün bu hataların toplamı olduğunu anlayacaksın.

Hatalar denediğinizi, denediğimizi ve bir şeyler yapmaya çalıştığımızı gösterir. Bazı hatalar belki çok büyük olabilirler ve hatta bizi baya üzebilir, sinirlendirebilir ve yıpratabilir ama önemli olan bu değildir önemli olan bu hataları nasıl değerlendireceğimizdir ve nasıl devam edeceğimiz nasıl ilerleyeceğimizdir zaten hataların güzel yani budur insan sürekli hata yaparak öğrenir. Belki bazı insanlarda da hatalar yaptınız. Birini sevdiniz ve o kişi sizi aldattı yada sizi incitti. O kişiye sakın sinirlenmeyin aksine teşekkür edin çünkü o kişi sayesinde böyle bir hataya veya onda gördüğünüz şeylere tekrar düşmeyeceksiniz tekrar inanmayacaksınız işte tecrübe dediğimiz şeyde bu insanların bir şeyleri deneyerek öğrendiği gerçekler yada gelin biz buna insanların bir şeyleri deneyerek öğrendiği acılar ve tecrübeler diyelim.

Makalemi ufak bir örnekle bitirmek istiyorum dostlarım, Cornetto`nun külahtaki dondurmasını ve tabanındaki çikolatayı hepimiz biliyoruz. Bu aslında başlı başına bir hatadır. Cornetto külahının tabanındaki çikolata üretim hatasıdır. Çikolata kaplamasının külahın altına akmasıyla olmuştur. Mühendisler bu üretim hatasını çözdü ancak insanlar arasında çok popüler olduğu için muhafaza edildi. Yani anlayacağımız şu ki sevgili okuyucular belki bugün hata olarak gördüğünüz şey, yarın minnettar olacağınız bir şeydir. Bilemezsiniz….

Hatalar iyidir. Hepinize hatalı günler dilerim 🙂

Continue Reading

Samimiyet ve Menfaatler

Kişisel Gelişim, Yaşam Tarzı - AysMen - 3 Mayıs 2019

Benim için Kişisel gelişim`in en önemli yapı taşlarından biri insanları tanımaktır, yani onların ne istediklerini bilmektir ve ona göre hareket etmektir. Konumuz samimiyet ve menfaatler yani bir çok insan size karşı samimi davranıyor hatta çok iyi davranıyor olabilir bu kişilerin samimiyetine gerçekten inanmak sizce mümkün mü ? Samimiyet ve menfaatler altında ne anlamalıyız peki ?

İnsanların çoğu kötü ve çıkarcı diye hepsini bir torbaya koyun falan demiyorum ama her hareketin arkasında bir neden olduğunu bilin ve bunu sorgulayın çünkü aileniz dışında hiç kimse sizin için karşılıksız bir is yapmaz. Belki size yardım ediyor gibi gözüküyorlardır hatta o kadar iyi oyuncudur ki bazıları sanki aileniz sanırsınız bu yüzden sizin için yaptığı çoğu şeyi karşılıksız sanırsınız ama öyle olmaz. Bu yüzden dikkatli olmakta her zaman fayda vardır. Çünkü insanların hepsi menfaatleri için yaşarlar. Bazıları sırf istediklerine ulaşmak için suçsuz insanları bile ezerler.

Çıkar ilişkisi

Samimiyet ve menfaat ilişkisinin en belirgin yani çıkar ilişkisidir. İnsanların nerden bakılsa hepsi çıkar için yasar bir insanın bir insana çıkarı olmadığı halde iyilik yapması gerçekten düşük bir ihtimaldir. Bu yüzden her hareketin arkasında her samimiyetin arkasında yatan menfaatler vardır. Bugün size gülen bir insanın yarin sizin en büyük düşmanınız olabileceğini zaten size anlattım ve bunu artık biliyorsunuz. Ama şuana kadar söylemediğim şey çıkar ilişkisi size gülen herkesin bir çıkarı olduğunun farkına varmalısınız belki sizden elde etmek istediklerini hemen elde etmez bu belki aylar hatta seneler sürer bazıları da yüzünüze vurur yaptıklarını. Konumuza dönmek gerekirse artık kimseye güven kalmadığından dolayı, herkesin samimiyetinin altında bir şeyler aramamız gerektiğini düşünüyorum. Çünkü insanların çoğu artık arkadaşlık ve dostluk yerine çıkar ilişkilerine yönelmiştir. Size tavsiyem şu sevgili okuyucularım size paranoyak olun falan demiyorum ama her herkese de güvenmeyin ve insanların size olan samimiyetlerine güvenmeyin.

Makalemi Mehmet Akif Ersoy´un şu sözleriyle bitirmek istiyorum;

“Aldanma insanların samimiyetine, menfaatleri gelir her şeyden önce. Vaat etmeseydi Allah cenneti, o`na bile etmezdi secde”

Mehmet Akif Ersoy

Continue Reading

Yaşam Amacımız

Tavsiye, Yaşam Tarzı - AysMen - 22 Nisan 2019

Kişisel gelişim platformumuzda bilinen hatta klişeleşmiş makaleler yerine daha gizemli ve sıra dışı konulara yöneliyoruz. Bu konuların insanları daha derinlemesine olgunlaştırması ve hayatı anlaması için daha yararlı olduklarına inanıyoruz. Öyle ki bir rastgele kişisel gelişim kitabı okumaya başladığınızda, birden bire motivasyon zirve yapar ve heyecanla kitabı okumaya devam edersiniz. Kitap bittiğinde, motivasyonunuz da söner gider. Güzel bir vakit geçirmiş olursunuz o kadar. Ama bu bir çözüm değildir. Gerçek çözüm daha esaslı ve sorulmaya korkulan soruları sormak, irdelemek farklı açılardan hayata bakabilmekte gizlidir.

Yaşam Amacımız Nedir ?

Kişisel gelişim uzmanları size hayatınızın amacının ne olduğunu söyleyemezler, sizi iş çalışma başarı konusunda güdülemek isterler. Böylece maddi açıdan daha rahat bir yaşam vermek isterler. Nihai amaçları aslında “mutlu olmanızdır”. Herkes her şeyi mutlu olmak için yapar. Başka hiçbir amaç yoktur. Pekiyi bu amaç nereden geliyor? Sanki bir bilgisayar çipinin içine önceden programlanmış gibi, mutlu olma arzusu nereden geliyor?

Değerli okurlar! Hepimiz mutlu olmak için bu misafirhanede belli bir süre yaşıyoruz. Ardından ister istemez öleceğiz. Geçtiğimiz günlerde yapılan bir araştırmaya göre, insan hücresinin sadece 150 yıl yaşayacak kadar programlandığı sonucuna varıldı. 151 yıl bile değil. Ama insan asla ölmeyi istemez ve bunu düşünmek de istemez. Bu kaçınılmaz sona hazırlanmak en iyi kişisel gelişim eğitimi olacaktır. Fakat bu bilgeliğe erişmek için alınacak çok yol var. Konumuza dönersek;

Mutlu Olma Arzusu

Mutlu olma arzumuz, bize sonradan empoze edilen bir yapay güdü değildir. Her insan doğal olarak huzur ve mutluluk ister. Para ev makam mevki bunun için kazanılır. Bazıları mutluluğu sanatta bulur bazıları bunu bilimde! Ama herkesin amacı aynıdır. Bizler mutlu olmaya programlanmış, daha komiği de sonsuz yaşamaya programlanmış varlıklarız. Ölüm bizi hiç çekmez. Onu kimse istemez. Herkes sonsuza kadar yaşamak ister. Bu istek aslında fani insan bedeninin dışında bir varlığa işaret ediyor. Üstelik bu varlık, sonsuza odaklı bir varlık veya enerji veya güçtür. Bu güç özümüzde yerini almış ve izliyor. Sessizce bizi izliyor. Bazen çok zorda kaldığımızda kullandığı bir kanal var. Bizimle haberleşmek için sezgi kanalını kullanıyor ve içinde bulunduğumuz çıkmaz durumdan bir çırpıda bizi kurtarıyor. Birden parlak bir fikir doğuyor karanlığımıza! Şimşek çakar gibi. Ve biz o problemi çözüyoruz. Fakat O güç yine sessizliğe gömülüyor. Onun için zaman mekan sınırlaması yok. O Öze ulaşan bilgelerin ortak söylemi şudur: Orası sessiz sakin huzur verici, hiçbir inişi çıkışı olmayan emin ve güvenilir bir yer… Bu mutlu olma isteği ya da güdüsü de oradan geliyor.

Sevgili okurlar, mutlu olmak tek amacımızdır. Bu amacın peşinde koşarken, araç olarak neleri kullandığımıza dikkat etmek yani farkındalık kazanmak çok önemlidir. Dünyayı çok fazla içselleştirmek, bedenimizi çok fazla içselleştirmek bize zarar verir. Bu beden bir gömlek gibi önünde sonunda atılacak. İşte o noktada bilinçli ve mutlu bir şekilde bu gömleği atabilmek, yani ölmeden önce ölme provası yapabilmek için, iç dünyamıza uzun bir yolculuk yapmamız gerekiyor. Otomatikleştirdiğimiz hayatımızı monoton yaşamımızla heba etmemek, ermişlerin deyimi ile her anın lezzetini çıkara çıkara doyasıya yaşamak için bu amacı keşfetmek gerek.

Continue Reading

En İyi Güdüleyiciler

Kişisel Gelişim, Tavsiye - AysMen - 8 Nisan 2019

Hayatımızda yaptığımız her şeyi yapmadan önce o işi yapmak üzere güdülenme adı verilen bir tetikleme olayı sonucunda işi gerçekleştiririz. Güdülenme olmadan hiçbir iş yapmayız. Su içmek için bile güdüye ihtiyacımız vardır. Bu durum insanlarda olduğu gibi hayvanlarda da böyledir fakat hayvanlardaki güdüleme bizimkimizden çok daha güçlüdür. Güdüleme içten gelir ama insanlarda kalıplar ve inançlarla değişime uğrar. Beynimiz sürekli hoş olanı ister. Hoş olan ve bize hoşluk verene odaklanır ve onu arzuladığında biz de onu elde etmek için çabalarız. Bazen de beynimiz bize hoşluk vereni elde ettiğimizde bunu elimizden alacak şeyleri engellemek için bizi güdüler. Yani var olanı kaybetme korkusu da iyi bir güdüleyicidir.

Arzular ve korkular iyi birer güdüleme uzmanıdır. İnançlar ise bunların ayarları ile oynar. Pekiyi ya beynimiz ya da hayatımızı algılayış biçimimiz yanlış ise ? Sevgili okurlar bu noktaya da sorgu ve farkındalıkla varılır. Eğer kişi kendisini güdüleyen arzuların ve korkuların kaynağının, var oluş özümüzde yer almadığını bir kez görebilirse, bundan sonra onu güdüleyecek bir şey kalmaz. Yani kişi dünyadan elini eteğini çeker. Arzular yapay değildir ama korkuların hepsi yapaydır. Arzular bastırıldığında bilinçaltında kaynamaya başlarlar. Onlar tatmin edildiğinde ise asla sonu gelmeyen bir yolculuk ve arayış başlar. Korkuların fısıltılarına kulak verildiğinde, insan; hareket, eylem, cesaret atılganlık yeteneklerini kaybeder. Korkular tamamen kulak arkası yapıldığında ise belaların arkası kesilmez.

Nereye Varıyoruz?

Arzular ve korkular biz insanoğlunun var oluş kaynağından gelmiyor. Zihne sonradan programlanıyor. Kişi dünyaya gözünü açtığında içinde yaşadığı çevreye göre şekillenen arzularla korkularla ve güdülerle dolup taşıyor. Her birini gerçekleştirebilen insan yok. Ama herkes hepsini gerçekleştirmek istiyor. Bunları gerçekleştirmenin bir yanlış tarafı olduğunu düşünmüyor.

Kişisel Gelişim ve Farkındalık

Güdülerimizin Kaynağına indiğimizde belli bir farkındalık kazandığımızda bunların aslında yapay bir kaynaktan (zihnimizden) geldiğini görebiliriz. Bunu gördüğümüzde, arzuların ateşi o an düşmeye başlar. Korkuların oluşturduğu karanlık perde aralanır ve korkuların yersizliği ortaya çıkar. Kişiyi bir huzur kuşatır. Olması gereken de bu. Farkındalık kazanmak.

Farkındalık kazanmak güdüleme kaynaklarını kurutur. Kişi hiçbir şey yapmak zorunda hissetmez. Başlarda bu böyle sürer. Nerden geldiği bilinmeyen bir tükenmez huzur sürekli akıp gelmektedir. Kişi kendini hayatın akışına bırakır. Çetin olaylar karşısında yapay olarak monte edilen kırılgan direnç göstermez. İçte bir rahatlık olgunluk vardır ve iyiyi de kötüyü de eşit şekilde karşılamaya hazırdır. Başını belaya koyacak karşı konulmaz arzuları yoktur. Onu korkutacak karanlık ve karmaşık kurgular da yoktur. O kimse bu iki kaynağa, daha önce çok fazla değer verdiğini, aslında bunların değersiz olduğunu gördükten sonra, dinginlik huzur sakinlik coşku kendi kendine ortaya çıkar. Zorla ve dışarıdan verilen bir hediye değildir. Tamamen içeriden gelmiştir ve kaynağı sonsuzdur. Kişi kişisel gelişim ve kişisel olgunlaşma sürecinde büyük bir ilerleme sağlar.

Continue Reading

Google ve Amazon #geyiktimes

Geyiks - Geyikist - 29 Mart 2019

Merhaba dostlarım ben Geyikist, bu Blog’un yazarların’dan biriyim ilk makalem olarak ta sizlere Teknoloji hakkında bir makale yazdım. #Geyiks katagorisi altında artık Geyik, Goygoy, Teknoloji, Gündem gibi içerkiler yüklenecek herkese iyi okumalarrrr 😉

İki DEV

Bugün herkesin bildiği ve artık mevcut dünyanın ayrılmaz bir parçası olan iki şirket. Son zamanlarda, iki şirkete daha yoğun bir şekilde arasatirdim ve daha önce fark etmediğim veya farkında olmadığım bazı şeyleri fark ettim. Bu yazıda sizlerle paylaşmak istediğim bazı korkutucu ve kimi zaman heyecan verici düşüncelerimi payalasacagim.

Bu makaleye başladığımda Amazon stokunun değeri Google’ın hemen altındaydı. Bununla birlikte, Amazon’un piyasa değeri, Google’lardan 100 milyar dolardan fazla. Amazon, düşüncelerimi eyleme geçirme fırsatı ve finansal araçları var. Ama en baştan başlayalım.

Bilgisayar bilimi uzmanı olarak mesleğim, bilgisayar bilimlerinden yeni teknolojilerle sürekli olarak beni bir araya getiriyor ve bu yüzden son zamanlarda devasa “Amazon Web Servisleri” (kısa AWS) kütüphanesini öğrendim. AWS, başka şeylerin yanı sıra, sözde bulut bilişim hizmetleri sunan Amazon’un bir yan kuruluşudur. Dropbox, Reddit ve Netflix, bu büyük kütüphaneye erişim sağlayan iyi bilinen birkaç hizmettir. Bu büyük kütüphaneyi keşfettiğim güne kadar, Amazon benim için çeşitlendirilmiş bir online mağazaydı, ama şimdi Amazon’u daha büyük bir şey olarak görüyorum. Şirketin Amazon’una ve bu şirketin bölümlerine daha yakından bakacak olursanız, Amazon’un sadece çevrimiçi mağazalarda değil, aynı zamanda e-kitaplar, sesli kitaplar ve çok daha fazlası açısından da pazar lideri olduğunu fark ediyorsunuz. Şimdiye kadar her şey çoğu için açık olabilir, ama yeni AWS kütüphanesi bence her şeyi değiştirir.

Büyük teknolojik imkanlar ve finansal kaynaklar nedeniyle, Amazon’un, Google’ın hemen hemen tüm alanlarında rakip bir ürün sunmaya yetecek kadar potansiyeli var. Ve bununla birlikte, başka bir taarruza gerek kalmadan düşünce trenimin özüne geliyoruz. Amazon, Google’ın temel işini büyük ölçüde zayıflatan kendi arama motorunu hızlı bir şekilde ortaya çıkarabilir. İlk bakışta oldukça uzak ve gerçekçi olmayan sesler, daha yakın bir incelemede bu kadar yanlış olmayabilir.

Kullanıcılar

Amazon ve Google, kullanıcıları aynı zamanda küçük ayrıntılar da içeren sürekli bir dava halindedir. Örneğin, Google’ın YouTube uygulamasını Kindle Tablet gibi Amazon cihazlarından herhangi birinde kullanamazsınız. Akıllı telefonlar “Google Home” ve “Amazon Echo” arasında neredeyse hiç fark yoktur. Hem Google hem de Amazon, çok farklı kategorilerde zaten benzer ürünlere sahipler ve çoğu zaman benzer fiyatlara çok benzer hizmetler sağlıyorlar. Buradaki satın alma kararı genellikle hangi ürünün daha iyi veya daha ucuz olduğuna değil, daha önce bu ürünleri hangi satıcılara sattığınıza bağlı değildir.

Muhtemelen, Google ve Amazon şirketleri arasındaki en büyük fark, kendi ana işidir. Google arama motoruna sahiptir, Amazon çevrimiçi mağazadır. Benim düşünceme göre, Amazon Google’ın biraz ilerisinde. Çünkü bir online mağaza, ürünlerin her zaman ihtiyaç duyduğu anlamda daha sürdürülebilir. Ancak, Google dışındaki bir şirket, kullanıcılar tarafından geniş çapta kabul gören daha iyi bir arama motoru getiriyorsa, Google temel işini ve dolayısıyla Google Adwords, Analytics & co gibi çeşitli yan ürünleri kaybedecektir. ,

Peki gelecekte iki şirketten ne bekleyebiliriz? Amazon muhtemelen sadece Google’ı satın almaz, donumuza kadar satın alır :D. Aynı derecede gerçekçi olmayan, iki yönetim şirketinin bir birleşimidir, çünkü ilgili yönetim seviyeleri farklı değerler ve idealleri temsil eder. Amazon iflas edene kadar Amazon, sonsuz davalardan ortaya çıkabilir mi? Ya da Google, Google’ın elleri bağlı oluncaya dek Google’ın her bölümünde yeni bir rakip ürünü aşamalı olarak ortaya çıkaracak mı? Amazon artık tuğla-harç depolarına ya da diğer çevrimiçi mağazalara alternatif olarak mevcut olmayan büyük bir küresel şirket haline geldi, ancak bunları kolayca değiştirebilecekti. Şu anda, Amazon şemsiyesi altında hayal edemediğim çok az sanayi var.

Bakalım sonumuz ne olacak…..

Continue Reading

Çabalamak

Kişisel Gelişim, Motivasyon - AysMen - 28 Mart 2019

Kişisel gelişim platformumuzda yine çok geliştirici ve farkındalık yaratıcı konulara değinmeye devam ediyoruz. Bu günkü konumuz Çabalamak…

Çoğu kişi pahalı şeylere sahip olmak ister yani güzel bir ev, hızlı bir araba, güzel görünümlü bir eş ama bunun için çalışmak, çabalamak ve rahatını bozmak istemez.

Zengin olmak ve zengin yaşamak hepimizin hayali, bazılarına bu hayal çok uzak gelir ve bunun bir hayal olduğunu savunup bunun için çalışmak istemezler. Onlar için en güzeli sigortali bir işte kölelik yaparak hayatlarını geçirmek yani bir amaçları olmaması. Hayır beni yanlış anlamayın herkes girişimci yada herkes zengin olacak demiyorum size, böyle bir şey zaten mümkün değil. Bazı İnsanlar da böyle mutlu oluyor. Sözüm bir işte çalışıp para biriktirip sonradan kendi işini kurmak isteyenlere degil yani çabalayanlara değil. Sözüm yıllarca sevmedigi işi yapmayı kabullenmiş KÖLELERE !

Eğer gerçekten rahat yaşamak istiyorsanız bir kaç sene ortalıktan kaybolmayı göze almanız ve bu süreçte sürekli çabalamanız gerek.

Birşeyler yapmamız gerek, çabalamamız ve her zaman daha iyisini hedeflememiz lazım.

SIZLANMA !

Oturup bir köşede sızlanmak gibi aciz hareketler yapacaksan şuan bu Blog’u terk edebilirsin !

Yok şöyle yorgunum yok böyle yorgunum, bahane bulmak isteyene bahane zaten çoktur Makalenin başında da dediğim gibi çoğu insan üşengeçlikten, tembellikten ve kendine güvenememekten zaten bunları göze alıp bir yola baş koymuyor yada bir hedefe yürümek istemiyor.

GÜÇÜNÜ BUL !

Kendini sorgula ve içindeki güç’ü keşfet !

Bu yol uzun olacak belki ama birazcık hırs ve motivasyonla her şeyi başarmak mümkündür. Sadece kendine sorman gereken soru şu;

Ben kimim ? Bundan 5-10 sene sonra nerede olmak istiyorum ?

Bak bu soruları sana ben cevaplayamam. Cevaplaması gereken sensin içindeki güçü bu yazılarla çıkaramam. Ben sadece sana var olan güçünü söylüyorum bunu kullanmak senin elinde ama bana inan ki bu güç’ü bir kez kullandığında her zaman kullanmak isteyeceksin çünkü başarı insana bağımlılık yapar !

Motivasyonun kaybetmemelisin sana ‚Pes etmeyi düşündüğünde neden başladığını hatırla‘ gibi bayatlamış sözler söylemeyeceğim. Çünkü eğer bunları okuyorsan bu sözlere ihtiyacın yok ! İçindeki Canavarı serbest bırak, Motivasyonunu her ne olursa olsun koru ve bir şeyler başarmadan yaşamının değersiz olduğunu, UNUTMA !

Continue Reading

Karar Vermenin Gücü

Kişisel Gelişim, Tavsiye - AysMen - 24 Mart 2019

Kişisel gelişim platformumuzda bazı temel kavramları tanımlamak ve bu kavramların hayatımızdaki etkilerini mercek altına almak için kaleme aldığımız bu yazıda, karar vermenin aslında her şey demek olduğunu göstermek istiyoruz.

Kişisel gelişim yolunda ilerlerken, hayatımızda birçok fırsatlar yakalar ve birçoğunu da ıskalarız. Kaybettiklerimiz için duyduğumuz pişmanlıklar, geçmiş geçmişte kaldığı için hiçbir işe yaramaz. Önümüzdeki fırsatlara odaklanmak daha iyidir. Fırsatlar geldiğinde dik durup risk almak için daha önemli bir güce ihtiyacımız var. O da karar vermenin gücüdür. Karar vermek başarının yarı yolunu almak demektir. En zor olan şey, kişinin karar verme mekanizmasını harekete geçirmektir. Fakat bunu engelleyen birçok faktör var. Geçmişteki başarısızlıklar, öğrenilen çaresizlik, destekleyici finansal unsurların olmaması, başarısızlık durumunda çevrenin tepkisi gibi karar vermeyi etkileyen faktörlerin gözden geçirilmesi gerekiyor. Öncelikle kişi, hayatını başkalarının yönlendirmesine izin vermeden, iyi veya kötü kararları verme sorumluluğunu taşıma gücüne sahip olmalıdır. Bu özgüven marketten satın alınamaz. Hayat sürecinde yavaş yavaş kazanımlarla sağlanır. Hep başarısız olan bir insan için tüm bu engeller dağ gibi büyür. Vasat bir yaşam süren ve inişli çıkışlı bir yol izleyenler için daha az zorluk taşır. Sürekli başarılara alışmış olanlar için ise, karar vermek çok daha kolaydır. Kişinin ;

  • Fiziksel sağlığı yerinde olmalıdır,

  • Duygusal hakimiyeti sağlam olmalıdır,

  • Finansal güç yerinde olmalıdır,

  • Zamanı kontrol etme becerisi olmalıdır,

  • Güçlü bir motivasyonu olmalıdır.

Disraeli der ki; karar verip amacına doğru yürüyen ve kendini bu amaç uğrunda feda edebilen kimselerin önünde hiçbir engel duramaz. Disraeli bu konuda haklıdır. Kararlı olan insanlar, motivasyonu da bu yolla beslerler.

İnatçılık ve Kararlılık Arasındaki İlişki

İnatçılık kararlılıkla karıştırılır ama ikisi farklı şeylerdir. Kararlı insan inatçı değildir, durumun şartlarını inceler ve ona göre strateji değiştirir. Yani akıllıca hareket eder ve amaca giden yolda sabırlıdır duygularına yenilmez. Oysa inatçılık tamamen bir duygu meselesidir, duyguları ile hareket eden insanlar mantığı ikinci plana atabilirler. Bu nedenle kararlı olmak ile inatçı olmak aynı şey değildir.

 

Continue Reading

İçsel Sorguların Değeri

Tavsiye, Yaşam Tarzı - AysMen - 21 Mart 2019

Unutma ! “Hedefimiz sadece Kişisel Gelişim değil, hedefimiz AysMen Prensipleriyle sizleri hedeflerimize, başarıya, hayallerinize daha iyi bir yaşama ulaştırmak !”

Kendi kendine konuşanlara deli derler, yani bize bu şekilde öğretildi ama bu ne kadar doğrudur? Aslında kendi ile konuşamayanlar delidir dersek yanılmış olmayız. Kendinden haberi olmayanlar, içsel sorgu yapmayanlar, sadece dışsal duyularının zevklerinin peşinde koşa koşa ömür tüketirler. Ancak hiçbir arzu, son noktayı koymaz. Bir arzu yerine getirildiğinde, diğer bir arzu ortaya çıkar. O da yerine getirildiğinde daha büyüğü ortaya çıkar. Daha kötüsü de merdiven basamakları gibi, yukarı çıktıkça iş zorlaşır ve kazanılmış olanı kaybetmek büyük felaket getirir. İçsel sorgulama yapmayan insanlardaki tek amaç bedenen rahat yaşamak için tüm şartları sağlamak ve bu şartları çocuklarına ve torunlarına kadar genişletmek. Yani bildiğiniz ev para makam mevki sahibi olmak! Ömrün sonunda belki bir kitap yazmak. Ama bu kadar! Bunu başaranlar var başaramayanlar var. Başaranlar, dünyanın aslında hiçbir fayda sağlamadığını, gelip geçici olduğunu savunurlar. Boşa yaşanmış bir yaşam tükettiklerini itiraf ederler. Başaramayanlar ise son nefese kadar bunu başarmak için çabalarlar. Pekiyi içsel sorgularını yapanlar ne alemde?

İçsel Sorgu Nedir ve Ne işe Yarar ?

Kişisel gelişim ve kişisel olgunlaşma bizi aydınlanmaya götürür. İçsel sorgu ise bizi bu, keşfedilmemiş karanlık ormanda yol almamız için gerekli dürtüyü ve enerjiyi sağlar. Her insan dünyada belli bir enerji kapasitesine sahip olarak yaşar. Kimileri bu enerjilerini dünyevi zevkler ve ihtiraslar için harcar, kimileri ise hayat amacını aramaya adar kendini… İçsel sorgu anlamaya ve bilmeye çalışmak için yapılır. Bu dünya nedir, neden bu dünyadayız? Amacımız nedir? Nereye gidiyoruz? Nereden geliyoruz? Bu soruların her biri içsel sorgu sorularıdır. Çok derinliği olan bu soruları dışarıdaki bir insana sorarak cevap alamazsınız. Sadece kendinize sormanız gerekiyor. Evet sevgili okurlar. Sıra dışı kişisel gelişim platformumuzda, siz değerli okurlara hayata bakış açınızı değiştirecek ve kişisel gelişim yolunda sizlere rehber olacak yeni konuları açmaya devam edeceğiz.

İçsel Sorgu Nasıl Yapılır ?

Öncelikle sessiz bir yere odaya tenha bir alana gidilerek yalnız başınıza sizi rahatsız edecek hiçbir uyarıcı olmayan bir yere gitmeniz yani kendinizle baş başa kalmanız birinci şarttır. Sonrasında zihninize yukarıdaki soruları samimiyetle sormaya başlayabilirsiniz. Zihniniz bu tür sorulara alışık değildir ve hemen sıkılacaktır. Yeni görüntüler sesler getirecektir. Fakat sizi oyalama taktiğine kanmadan, ısrarla bu soruların cevaplarını almaya çalışın. Ünlü bilge Maharaj der ki; “ siz evrenin içinde değilsiniz, evren sizin içinizdedir, siz efendisiniz fakat bunun farkında değilsiniz!”. Sizce bu bilge ne anlatmak istiyor? Evren fiziksel olarak içimizde olamaz. Ama onun kaynağının fiziksel nesneler olmadığını, nihai ürünler olduğunu biliyoruz. Kaynağının enerji olduğunu da biliyoruz. Bizim kendi kaynağımızın da enerji olduğunu biliyoruz. Bizi, bir saniye önce ölmüş olan insandan ayıran hayat enerjimiz henüz çekilmemişken, bu soruları bu kaynağa yönelterek cevaplar alabiliriz. Zihnimiz bizi engellemeye çalışacak ve bizi rahatsız edecek görüntüler anılar, gelecekle ilgili kaygılar planlar getirecektir. Bu yazıdan şu sonuç çıkıyor. Zihin asla şimdiki zamanda yani anda yaşayamaz. O ya geçmişte yaşar, ya da olmayan gelecekte yaşar. Yani zihin ölüdür. Biz ise canlıyız. Geçmiş de gelecek de bizim tasarruf alanımızın dışındadır. Biz her ikisini de değiştiremeyiz. Sadece içinde bulunduğumuz durumu değiştirebiliriz. O halde zihnin bizi kuşatmasına izin vermeden, sormaya devam edelim.

İçsel Sorgular Bize Ne Kazandıracak ?

Kişisel gelişim yolunda ilerlerken, aynı zamanda kişisel olgunlaşma yolunda ilerlemiş olursunuz. İçsel sorgular, toplumla daha uyumlu yaşama, onlara ayak uydurma kaygısı taşımazlar. Bu evrende, sizin ne rol aldığınızı ortaya çıkarma kaygısı taşırlar. Zaten bu rolü anladığınızda, tüm evren ve içindekilerle ister istemez bir uyum içine girersiniz. Ama bu zorlama değil, kendiliğinden olacağı için değerlidir.

 

Continue Reading

Mark Zuckerberg’in Başarı Sırları

Tavsiye, Yaşam Tarzı - AysMen - 16 Mart 2019

Mark Zuckerberg’ın artık tanımayan kimse yok! Ama ben yine de biraz bahsedeyim.

Mark Zuckerberg Facebook’un Kurucusu ve şu anda Facebook Şirketinin %28’lık bir kısmına sahip. Mark’ın en önemli kurallarından biri Hediye etmenin hayatta ki en güzel şey olduğu. Mark 2015 yılında ki kararıyla servetinin %99’luk bir kısmını ölene kadar bağışlayacağını açıkladı.

Hepimiz hesabımızda çok para olmasını isteriz tabi ki ama yine de olmayan insanlara da yardım eli uzatmak paha biçilmez şeylerden biridir benim için yanı sonuç olarak Mark tabi ki Milyoner olarak kalacak %99`u bağışlasa bile bunu hepimiz biliyoruz ama yine de Misafirler önemli. Her Başarılı İnsan gibi Mark Zuckerberg’in de Başarı Sırları var.

Şimdi gelelim şu sarışın Mark’ın Başarı Sırlarına ;

1-Dünyada bir şeyleri değiştir

O zaten var şu zaten var diyene kadar farklı fikirlerle, çalışarak düşünerek dünyayı değiştirmemiz olasıdır Mark’ın kuralı olan bu kural benimde kurallarımdan biridir yeterince arzu edersek bunu yapabileceğimizi hepimizin bilmesi gerekiyor!

2-Onlar için çalışacağın kişileri işe al

Yani Adam diyor ki kendinizden zeki insanları işe alin ki işleriniz güzel ilerlesin.

Başarılı insanlardan toplanmış bir ekibin karşında kimse duramaz.

3-Güclü bir ekip kur!

Hazır ekipten konuşmuşken Sarışın Mark’ın sırlarından biri olan güçlü bir ekip her zaman için önemlidir doğru insanları doğru yerlere konumlandırmak başarıyı ayaklarınızın önüne serecektir.

4-Feedbacklere dikkat et ve gerekli değişiklikleri yap

Geri bildirim her zaman önemlidir bu bir nevi diğer insanların fikirlerini ve görüşlerini almaktır. Kötü olanları da görmezden gelmek ileride büyük sorunlar yaratacaktır bu yüzden hem iyi olana da emde kötü olana da dikkat etmek gereklidir.

5-Hediye Etmek en güzel tecrübedir

Kısacası diyor ki yârdim edin paylaşmak güzeldir.

6-Hatalar yap ve bunlardan ders çıkar

Bu Kuralı zaten çoğu Makalemde haykıra haykıra gözünüze vurduğum için fazla konuşmayacağım 😀 ama yine de hatalar bize öğretir ve bu öğretim bize mükemmeli sunar.

7-Önemli olan islerle uğraş

Boş vakit sakın geçirme her gün çalış! Boşa Geçmemeli bir günün bir saniye bile bu yüzden her zaman DEVAM!

8-Etrafindaki insanlardan öğren

İnsanlar bazen küçük çocuklardan bile bazı şeyler öğrenebilir. Etrafınızdaki insanlardan öğrene bildiğiniz kadar şey öğrenin bunu hepimiz yapmalıyız çünkü Bilgi = Güç! Cağımızdaki en önemli şeylerden biri Bilgidir! Diğeri ise Tecrübe!

Bilgili olanlardan bilgileri tanıdığınız tecrübeli insanlardan tecrübelerini dinleyin emin olun öğrendikleriniz kişisel gelişiminiz için çok önemli olacak!

İster Mark Zuckerberg’in Başarı Sırları’nı Örnek alın ister almayın ama unutmayın ki Her Başarı’nın arkasın da iyi bir Planlama vardır !

Continue Reading

Yaşamda Kalite Farkı

Yaşam Tarzı - AysMen - 9 Mart 2019

İnsanlar farklı farklı hayatlar sürüyorlar. Kimileri yaşanılası bir hayatı doyasıya yaşarken kimileri de tüm yaşam boyunca sürünmekten öteye gidemiyor. Pekiyi ama bu fark nereden geliyor? Zengin olanlar ve mutlu olanlar diğerlerinden daha mı üstün zekalıdır? Ya da daha mı şanslıdırlar?

Kişisel gelişim blogumuzda bu konuyu tartışıyoruz. Biraz daha derinlemesine bu konunun üzerine gideceğiz. Bilindiği gibi her insan farklı yeteneklerle donatılmış olarak geliyor. Doğuştan ressam heykeltıraş ya da bankacı ruhu taşıyanlar var. Doğuştan liderlik vasıflarını taşıyan insanlar olduğu gibi, yine doğuştan çekinik ürkek ve her şeyden kaçan bir ruh haline bürünenler de var. İşin kötüsü, gizli yeteneklerini hiç dışarı çıkarma ve onların peşinden gitme cesaretini gösteremeyen on binlerce insan var. Fırsat verildiğinde, dünyanın en iyi satış uzmanı olabilecek insanlar var. Bu insanları engelleyen güç nedir? Kader mi? Olasılıklar ve imkansızlıklar mı?

İnsanın önündeki en büyük engel, kendisidir.

İnsanı sınırlayan tek büyük güç yine insanın kendisidir. Kişisel gelişimi tamamlamayan insanlar, kişisel olgunluğu da tamamlayamazlar. Bu insanlar nereden geldiklerini, bu dünyada ne amaçla bulunduklarını, insanlığa nasıl bir katkı sağlayabileceklerini gerçekten düşünmüyorlar. Bunu düşünmedikleri için, iç dünyalarındaki tüm gizemler de kendilerine kapalı kalıyor. İnsanların öncelikli olarak iç dünyalarını keşfetmek gibi zor korkunç ama zorunlu bir sorumlulukları var. Bu amacı keşfetmeye çalışmak bazen aylar bazen de yıllar alabilir. Ama amaç keşfedildikten sonra, hangi konuda en iyi olduğunu bulduktan sonra, tüm dünya engellerini birer birer indirecektir. Tarihte bu keşfi ileri yaşlarında yapan ve milyonlarca doları 3-4 yılda kazanıp sınıf atlayan insanlar var. Albay Sanders bunlardan biridir.

Albay Tavukçu Olduğunu Keşfediyor

Albay Sanders uzun yıllar asker olarak görevini tamamlayıp emekli oluyor.Ama vasat bir yaşam sürüyor. Bir şeylerin ters gittiğini fark ediyor ve kendini sorgulamaya başlıyor. Bu dünyadaki amacım nedir? Neden mutlu değilim; ben, neyi en iyi şekilde yapabilirim? Bu sorular çok geçmeden cevap buluyor ve Albay Sanders aslında çok iyi bir tavuk pişirme uzmanı olduğunu keşfediyor. Bu işi yapmaktan büyük bir zevk alması, bu işi yaparken hiç yorulmaması, hatta bu işi yaparken dinleniyor gibi hissetmesi, onun doğru seçimi yaptığının kanıtı… Albay Sanders basit bir emekli iken, kendi karavanında tavuk pişirme tarifini satacağı lokantalar aramaya başlıyor. Onu reddeden 900’den fazla girişimci var. Acaba bu yazıyı okuyan sayın okurumuz, bu adamın yerinde sen olsaydın kaçıncı reddedişte vazgeçerdin? Fakat Albay Sanders vazgeçmiyor ve bu işin hayat amacı olduğunu keşfetmenin verdiği güç ile devam ediyor. Gerekirse tüm ABD’deki restoranları gezecek kadar enerjisi var. Sonunda biri onun tarifini ve ortaklığını kabul ediyor. Çok geçmeden, o tarifle pişirilen tavuğu yiyenler, yeni arkadaş gruplarını getiriyorlar. Sonunda Sanders milyonerler arasındaki yerini alıyor.

Herkes İyi Yaşamayı Hak eder yeter ki, Kendine İzin Versin!

O hayat amacını buldu, vasat bir yaşam sürmek istemediğine, son yıllarını refah içinde geçirebileceğine bunu başarmak için gerekli potansiyele sahip olduğuna kalben inandı ve başardı. Kişisel gelişimin zirvesini aştı ve olgunlaştı. Farklı bakış açıları kazandı. Reddedilmek onu yıldırmayıp daha da güçlendirdi. Yaşamda kalite farkını bir kader olarak görmedi. Her insan en iyi yaşamı hak eder, ben de bunlardan biriyim dedi ve sonunda tüm evren onun için çalışmaya başladı.

 

Continue Reading

İradenin Gücü

Kişisel Gelişim, Tavsiye - AysMen - 7 Mart 2019

Kişisel gelişim platformumuzda yine çok geliştirici ve farkındalık yaratıcı konulara değinmeye devam ediyoruz. Bu günkü konumuz iradenin gücü ve dibe vuruş ilişkisi… Tamamen sıfırlanmışken, ve yanınızda sizden başka hiç kimse kalmadığı bir an düşünün. Bir çok insan bu dip noktasına hayatının belli zamanlarında vurmuştur. Öyle bir anda koca evrende yanınızda hiç kimse kalmadığında, işte bu noktada iradenin gücü ya sizde tam olarak ortaya çıkar, ya da hiç ortaya çıkmaz ve siz o dipte kalmaya devam edersiniz. İradenin gücü herkese cömert davranır ama, ona değer verenlere daha cömert davranır. En çaresiz kalınan durumda kişi, “ben bu duruma kendim düştüm, kendim çıkabilirim!” dediğinde fiziksel ve metafiziksel bir şeyler oluverir. Kişi o an için nasıl bu işin içinden çıkacağını açıklayamaz ama çıkabileceğine dair sonsuz bir güven geliştirir. Karar vermiş ve iradesini ortaya koymuştur. Bu noktadan sonra gizemli bir şekilde evrende işleyiş tersine döner. Şans kapıları açılmaya başlar. Küçük ve değersiz fırsatlar, arkasında çok büyük fırsatları saklayarak belirir. Kişi bunları değerlendirme olgunluğuna erişmiştir. Hayat o kişiyi olgunlaştırmıştır.

Dibe Vuruş

Birçok insan için çok korkunç bir durum gibi görünse de dibe vurmak bir dönüm noktası olması nedeni ile ve kişiyi kişisel geliştirme ve olgunlaştırma aracı olduğu için yararlıdır. Dibe vuruş, hayatta hiç kimsenin sözle- kitapla ya da nasihatle öğretemeyeceği şeyleri bire bir görerek ve yaşayarak öğretir. Bu nedenle tüm başarılı insanların ( sıfırdan başlayanlar) hayatlarının bir noktasında bir veya birden çok dibe vuruş zamanları vardır. Bu özel zamanlarda insanlar, birçok şeyin farkına varırlar. Bazı şeylerin değerini çok daha iyi anlarlar.

Her şey yolunda iken İrade Ortaya çıkmaz…

Hayatınızda hiçbir zorluk- direnç yokken sizi zorlayacak kararlar vermeniz gerekmez. Ortaya bir irade koyma ihtiyacı doğmaz. Bu nedenle iradenin tam olarak ortaya çıkabilmesi için böyle dibe vuruş anlarına ihtiyaç vardır.

Beynimizde Algıların açılımı olaylarla gerçekleşir !

Beynimiz ve bilinçaltımız dibi olmayan bir okyanusu andırır. Biz ölünceye kadar dahi ortaya çıkarılmayı bekleyen birçok gizemi vardır. Bu gizemlerin ortaya çıkması kendiliğinden olmaz. Hayatın kurallarından biri de budur. Ya büyük bir travma olur, ya büyük bir kaza –olay deprem ya da sizi çöküşe götürecek bir değişim olması gerekir. Her bir olay, algı dünyamızda yeni bir kapı açar. Bir olayı yaşamadan önceki düşünce ve davranışımız, bir olaydan sonra tamamen değişebilir. Bu yüzden sevgili okurlar, bilgelerin de ifade ettiği gibi, olayların iyisi kötüsü yoktur. Hepsinin bir nedeni ve yararı vardır. Mesela sigara bırakmayı asla başaramayacağını düşünen bir insan, birden bire hastalanır ve doktor kendisinin kanser olduğunu söylediğinde, bu kimsenin algısında yeni benzersiz bir ufuk açılıverir. Kişi o noktadan sonra ölüm korkusu ile mücadele eder. Sigarayı kolayca bırakır. Ama kanser öncesinde asla bu iradeyi ortaya koyamaz. Yani olaylar iradeyi törpüler.

 

Continue Reading

Kişisel gelişim nedir ?

Kişisel Gelişim, Tavsiye - AysMen - 26 Şubat 2019

Kişisel gelişim denildiğinde akla ilk gelen şey kişinin bireysel olarak dış dünyadaki zorluklara karşı direnç geliştirmesi ve inişlere- çıkışlara karşı dayanıklı bir ruh haline sahip olması için gerekli enerjiye ve motivasyona kavuşması anlamında bir takım eğitimler alması akla gelir. Bu nedenle milyonlarca kişisel gelişim üzerine yazılmış kitaplar, düzenlenmiş Seminerler ve televizyon programları vardır. Bu kitaplar televizyon programları ve Seminerler insanlara birtakım faydalı bilgiler veriyorlar ancak herkes aynı şekilde bu yayınlardan yeteri kadar faydalanmayabiliyor. Çünkü kişisel gelişim kavramı psikolojik bir kavramdır. Her insanın geçmişte yaşadığı olaylar farklı etkileri yol açtığı için aynı objeye bakan 10 tane insanın farklı farklı yorumlar yapması mümkün olmaktadır. Her insanı güdüleyecek tetikleyici faktör aynı değildir. Kelimelerin ruhsal yapımızda oluşturduğu derinlik ve sağladığı uyanış aynı değerde olmamaktadır. Yine de dünya üzerinde milyonlarca kişisel gelişim üzerine yazılmış motivasyon arttırıcı milyonlarca kitap kapış kapış satılmaya devam ediyor. Bu da bizlere gösteriyor ki insanlar gerçek bir kişisel gelişim eğitimine ihtiyaç duyuyorlar.

NLP kişisel gelişim Nero Linguistic Programming

Son yıllarda NLP kişisel gelişim Nero linguistic programming adı verilen çok özel bir program ortaya atıldı. Özellikle kişisel gelişim konusunda dünyada ses getiren Anthony Robbins isimli yazarın yazdığı 4 farklı kitap birçok insanın dünyasını değiştirmeyi başardı. Olaylara bakış açısını değiştiren bu kitaplar Aslında insanın içindeki potansiyelin her türlü sorunun üstesinden gelebilecek kadar büyük olduğunu vurgulamaktan başka bir şey yapmıyor. Öyle ki Anthony Robbins kişisel gelişim seminerlerinde uyuşturucu bağımlıları alkol bağımlıları gibi zor durumdaki insanları kor halindeki ateşin üzerinde yürütecek kadar motive edecek bir yeteneğe sahip olduğundan bu insanların yaşamında büyük değişimler olmasına yol açtı. İnsanlar kendi kendilerine ateşte yürüyebiliyorsam içkiyi de bırakabilirim ya da kumar veya uyuşturucuyu bırakabilirim düşüncesine kapıldılar ve bu düşünce ile gerçekten bu zararlı alışkanlıkları bırakmayı başardılar. Anthony Robbins kendisi şişman uzun boylu küçücük bir odada büyük bir sefalet içinde yaşamını sürdüren fakat güçlü hayalleri ve güçlü motivasyonu olan bir insandı. Şu anda bu insanın 900 milyon dolardan fazla serveti var. Kitapların gelirleri ile ve seminerleri ile elde ettiği kazancı borsada değerlendirerek katlayan Anthony Robbins herkesin kendisi gibi büyük bir potansiyele sahip olduğuna inanıyor. Fakat bu potansiyeli harekete geçirecek kıvılcıma ihtiyaç duyduklarını çok iyi kestirmiş bir insan olarak sürekli bu motivasyonu arttıracak kitaplar yazmaya devam ediyor

 

Continue Reading