www.aysmen.com

Posts for Yaşam Tarzı Category

Çaresiz yaşam döngümüz !

Kişisel Gelişim, Yaşam Tarzı - AysMen - 17 Temmuz 2019

İşe yaramaz sisteminiz sizin olsun ! İşe yaramaz sisteminiz sizin olsun !

Merhaba, AysMen Blogu’nun hayalperest okuyucuları bugün ki konumuz biraz size dokunacak. Konumuz şu Çaresiz yaşam döngümüz…

Etrafımdaki tüm insanlar sistemi benimsemiş durumda o kadar benimsemişler ki bu sınırlı hayattan fazlasını yaşayabileceklerine inanmıyorlar. Çünkü Ebeveynleri de böyle yaşadılar onların ebeveynleri hatta onlarında ebeveynleri aynı şekilde yaşadılar.

Dünyaya Gel, büyüdükten bir süre sonra Okula (Anaokuluna) başla. Daha da büyüdükten sonra Ortaokul liseye başla aslında komik olan şu bunların size başarıyı getireceğine inandırdılar. Evet, evet lisede iyi bir ortalamanın size belki Üniversitede faydası olabilir ama başarıyı getirmeyecek!

Her neyse şu s*kik döngünün devamını inceleyelim.

Liseden sonra bir Üniversiteye git tabi gidebilirsen hatta gidebilsen bile hangisine? Ülkemizdeki Üniversitelerin dış ülkelere göre kıyasını hepimiz biliyoruz kendimizi kandırmamıza gerek yok.Hadi hepsini iyi bir ortalamayla bitirdik diyelim ve standart bir şirkette 9 to 5 bir işe girdik tabi şuan ki mükemmel ekonomimizde yeni mezun olarak iş bulabilirsen. Bu noktadan sonra ebeveynleriniz bir süreliğine rahatlayacak çünkü güya başarıya ulaştığınızı düşünecekler çünkü onlar öyle sanıyordu ve bunu sana da aşıladılar. Döngünün bu kısımdan sonrası biraz b*ka sarıyor. 9 to 5 her gün çalış, kredi borcuna gir, evlen, çocuk sahibi ol, bir kredi borcuna daha gir, borçlarını ödemek için köpek gibi çalış, faturalarını düzenli öde, yılda sadece 1 kez tatil yap, sisteme ve kurallarına sitem etme/karşı çıkma, kendin için değil onlar için çalış ve ÖL!

Ve işte tamda bu döngüyü çevremdeki insanların hepsi kabullenmiş durumda ve bu durum galiba bir tek beni rahatsız ediyor…

Alın işe yaramaz sisteminiz sizin olsun ! Çaresiz yaşam döngümüz hatta döngünüz sizin olsun !

Continue Reading

Sevgi ve Nefret Nedir ?

Kişisel Gelişim, Yaşam Tarzı - Olympos Fedåisi - 18 Mayıs 2019

Kişisel gelişim eğitimlerinde, karma karışık olan duygularımızın ve yanlış anlamlandırılan duyguların iyice ayırt edilmesi gereklidir. Bu duygulardan en sık yaşanan iki önemli kavram üzerinde durmak istiyoruz. Sevgi ve nefret! Sevgi ve nefret birbirinden ayrılmayan iki zıt kutuplu duygudur ve insanlığın var oluşundan bu yana hep varlığını sürdüre gelmiştir. Sevginin tek başına nefret olmadan sürdürülmesi imkansızdır. Nefretin de her an sevgi enerjisine dönüşmesi mümkündür. Bu çok güçlü iki duygu her an birbirine dönüşebilmektedir. Sevgiyi isteyip nefreti istememek lüksümüz yoktur. Bu evrende dualite gereği ikisi birlikte gelir.

Sevginin Rengi

Hele ki günümüzde sevgi kavramının rengi çok uçuklaştı. Nefrete pek kimse karışmıyor ve o, keskinliğini sürekli korumuştur ancak sevgi üzerinde yontma çalışmaları hep yapılagelmiştir. Bunun temel nedenine indiğimizde şunu görebiliyoruz. Sevgi, karşısında hiçbir gücün dayanamayacağı çok büyük bir güçtür. Bu güç yapıcıdır ama diğer tüm duygulardan daha güçlüdür. Bu gücün azameti tüm gelmiş geçmiş insanları korkutmuştur. Dağları delme azmini Ferhat’a veren şey, nefret değil sevgi idi. Mevlana’yı delicesine Şems’e bağlayan ve Mesnevi’yi yazdıran şey sevgi idi. Delicesine birine aşık olan bir insanda meydana gelen içsel ve dışsal değişimler ve dönüşümlere baktığınızda baş edilemeyecek bu dönüşümün hiçbir şekilde kontrol altına alınamaması, sevginin gücü karşısında çaresiz kalınmasının sonucudur. İlahi sevgi de aynen böyledir. Leylanın peşinden koşturan sonra da ilahi kanala yönelen sevgi de aynı sevgidir.

Örnek verecek olursak;

Sizin aileniz çok köklü ve zengin olsun. Tek bir oğlunuz vardır ve gider bir fakir kıza sırılsıklam aşık olur. Onu dizginlemeye çalışır, sevgisini yontmaya çabalarsınız. Davulun bile dengi dengine çaldığını her fırsatta hatırlatır ve herkesin haddini bilmesi gerektiğinden dem vurursunuz. “Zengin biri isen, zenginliğine layık zengin bir ailenin kızı ile evlenmek sanki genel bir kuraldır. Bilim teknoloji çağında da kural budur, 1500’lü yıllarda da kural bu idi. Değişen şey, sahneler ve oyuncular olmaktadır. Fakat hikayemizdeki gencimizin aşkı-sevgisi dizginlenmeye çalışıldıkça onun daha da büyüdüğünü ve kontrolden tamamen çıktığını görürüz. Klasik bir senaryodur ve hayatın birebir içinden gelmiştir. Genç sevdiği kıza kavuşmak için hiçbir engel tanımayacaktır. Sevgi, ondan alınmaya çalışıldıkça daha da güçlenecektir. Her şey sarpa sarar. Çatışmalar başlar.

Nefret mi Güçlüdür yoksa Sevgi mi Güçlüdür ?

Sevgi ve nefret kıyaslandığında, nefret duygusu ise o kadar şiddetli değildir. Onu bastırmak için biraz korku malzemesi kullanmak yeterlidir. Çok büyük bir nefretle birisine zarar vermek isteyen bir insanın nefretini bastırmak için o insanı korkutmak veya sakinleştirmek yeterli olabilir. Hatta nefret –kızgınlık kendi kendine sönebilecek bir yapay duygudur. Varlığımızın özünde yeri olmayan, sonradan kazanılan bir duygudur. Ama seveni korkutamazsınız. O korkarsa da sevgisinin peşinden gider. Ama nefret eden, yeterince korkarsa nefretinin peşinden gitmekten vazgeçebilir. Ne kadar yontulmaya çalışılırsa çalışılsın sevgi, daima esas kaynaktan geldiği için, nefretten ve onun türetilmiş negatif hislerinden çok daha güçlüdür. Sevgi evreni yaşatan güçtür. Eğer Allah (c.c) bizi sevmese idi, evrenin bir anda felakete, muazzam nükleer patlamalara maruz kalmasını dileyebilirdi. Hiçbir güç de buna engel olamazdı. Evreni dahi ayakta tutan güç, nefret değil sevgidir. Fakat sevginin gücünden herkes içten içe korkar. Tüm planları kuralları yok sayabilen sevgi, bir insanda ışıldamaya başladığında bu insanın sevgisi karşısında durmak mümkün olmaz. Bir kızı bir erkeği ya da bir fikri sevmeye başladığınızda, birdenbire kimyanızda değişimler meydana gelir. İçiniz içinize sığamaz. Aşk dediğimiz o ulvi duyguyu hissetmeye başladığınızda, mantık biraz gerilere itiliverir. Kalp ön plana yerleşir. Tutarsız hareketler davranışlar sergileyebilirsiniz. Tüm varlığınız muazzam bir dönüşüm içine girer. Yaşadığınızı hissedersiniz. Dünyaya ve içindekilere farklı bir gözle bakmaya başlarsınız. Sevgi hissiyle gelen yardımlaşma, merhamet, dünyaya ve içindekilere duyulan iyi dilekler tavan yapar. Ancak sevgi ve aşk bir kelebeğin dokunuşu gibi narin ve kısa süreli olabilir. Yani sevginin gelmesi, onun sonsuza kadar kalacağı anlamına gelmez. O geldiğinde, bazı şeyleri hazır tutmanız gerekir. Sevdiğiniz insanla birlikte, sevgiyi en iyi şekilde misafir etmek için hazırlıklarınız olmalıdır. Sevgi özgürlüğünden asla ödün vermez mesela. O geldiğinde pencereleri açık tutmalısınız. Uçup gitmek istediğinde kolayca uçup gidebilmelidir. Özgürlüğü sever O! Sevdiğiniz insan ile sizin aranızda şiirsel bir bağ kuruluverir ancak, sevgiyi kullanarak sevdiğiniz kişiyi sahiplenmenizi istemez. Ona özgür alanlar bırakmanızı ister. Dilediğinde, sevdiğiniz insan yalnız kalabilmelidir. Dilediğinde, sizin içinde olmadığınız aktiviteler paylaşımlarda bulunabilmelidir. Zaman zaman sizi terk edip gidebilmelidir. Sizi daha çok özleyip daha da şiddetle sevebilsin diye… Sevdiğiniz insana özgür bir alan bırakmalısınız. O alan sadece ona ait olmalıdır. Zaman zaman o alana çekilerek tüm dünyadan kendini soyutlayabilmelidir. Sevgi tüm bunlara dikkat eder. Sahiplenme dozunu arttırdığınızda Sevgi kelebeğinin kanatlarını açıp hoşça kal bile demeden gittiğini görürsünüz. Sonra çiftler arasında sevgi kalmayınca, kavga başlar. İncir çekirdeğini doldurmayacak nedenler ortaya atılır ve bunlar beslenerek büyük tartışmalar kavgalar haline çevrilir. Birliktelik eskimişse, ve çocuk gibi ürünler verdiyse, bu kez sevginin yerini tutmaya çalışacak sorumluluk duygusu ile birliktelikler sürdürülmeye çalışılır. Buna bir de gelecek kaygısı geçim sıkıntısı, nafaka, çocuklardan ayrı kalma korkusu eklediniz mi, birlikteliği devam ettirmek her iki tarafın da işine gelecektir. Sevgi olmadan yarım yamalak bağlarla yürütülecek bir yuvanın tüttürdüğü ocağın ışıkları bile daha cılız olur. O halde yan ürünleri değil de sevgiyi beslemeye gayret etmek en iyisidir. Sevgi geldiğinde, onu hak ettiği gibi karşılamak gerekir. Ne de olsa bu dünyada bizleri bir arada tutan tek bağ sevgi bağıdır.

Bir Ağaç Kadar Sevebilmek

Ağaçlar belli bir süre büyümek için ve olgunlaşmak için sabırla beklerler. İçeride harıl harıl bir çalışma vardır. Ağaç büyüyüp olgunlaştığında meyvelerini vermeye başlar. Meyvelerini verirken, “Ali sen al Mahmut sen alma !” demez. Sessizce ve cömertçe leziz meyvelerini verir. Bir gül de kokusunu dağıtırken aynı cömertliği gösterir. Kokusunu yaymak için fırsat bulduğunda tüm çiçekler dünyaya güzel kokularını hesapsız yayarlar. Bir ağacın ve gülün cömertliği kadar cömertlik ve sevgi sahibi olabilen bir insan ne mutlu bir insandır!

 

Continue Reading

Samimiyet ve Menfaatler

Kişisel Gelişim, Yaşam Tarzı - AysMen - 3 Mayıs 2019

Benim için Kişisel gelişim`in en önemli yapı taşlarından biri insanları tanımaktır, yani onların ne istediklerini bilmektir ve ona göre hareket etmektir. Konumuz samimiyet ve menfaatler yani bir çok insan size karşı samimi davranıyor hatta çok iyi davranıyor olabilir bu kişilerin samimiyetine gerçekten inanmak sizce mümkün mü ? Samimiyet ve menfaatler altında ne anlamalıyız peki ?

İnsanların çoğu kötü ve çıkarcı diye hepsini bir torbaya koyun falan demiyorum ama her hareketin arkasında bir neden olduğunu bilin ve bunu sorgulayın çünkü aileniz dışında hiç kimse sizin için karşılıksız bir is yapmaz. Belki size yardım ediyor gibi gözüküyorlardır hatta o kadar iyi oyuncudur ki bazıları sanki aileniz sanırsınız bu yüzden sizin için yaptığı çoğu şeyi karşılıksız sanırsınız ama öyle olmaz. Bu yüzden dikkatli olmakta her zaman fayda vardır. Çünkü insanların hepsi menfaatleri için yaşarlar. Bazıları sırf istediklerine ulaşmak için suçsuz insanları bile ezerler.

Çıkar ilişkisi

Samimiyet ve menfaat ilişkisinin en belirgin yani çıkar ilişkisidir. İnsanların nerden bakılsa hepsi çıkar için yasar bir insanın bir insana çıkarı olmadığı halde iyilik yapması gerçekten düşük bir ihtimaldir. Bu yüzden her hareketin arkasında her samimiyetin arkasında yatan menfaatler vardır. Bugün size gülen bir insanın yarin sizin en büyük düşmanınız olabileceğini zaten size anlattım ve bunu artık biliyorsunuz. Ama şuana kadar söylemediğim şey çıkar ilişkisi size gülen herkesin bir çıkarı olduğunun farkına varmalısınız belki sizden elde etmek istediklerini hemen elde etmez bu belki aylar hatta seneler sürer bazıları da yüzünüze vurur yaptıklarını. Konumuza dönmek gerekirse artık kimseye güven kalmadığından dolayı, herkesin samimiyetinin altında bir şeyler aramamız gerektiğini düşünüyorum. Çünkü insanların çoğu artık arkadaşlık ve dostluk yerine çıkar ilişkilerine yönelmiştir. Size tavsiyem şu sevgili okuyucularım size paranoyak olun falan demiyorum ama her herkese de güvenmeyin ve insanların size olan samimiyetlerine güvenmeyin.

Makalemi Mehmet Akif Ersoy´un şu sözleriyle bitirmek istiyorum;

“Aldanma insanların samimiyetine, menfaatleri gelir her şeyden önce. Vaat etmeseydi Allah cenneti, o`na bile etmezdi secde”

Mehmet Akif Ersoy

Continue Reading

Yaşam Amacımız

Tavsiye, Yaşam Tarzı - AysMen - 22 Nisan 2019

Kişisel gelişim platformumuzda bilinen hatta klişeleşmiş makaleler yerine daha gizemli ve sıra dışı konulara yöneliyoruz. Bu konuların insanları daha derinlemesine olgunlaştırması ve hayatı anlaması için daha yararlı olduklarına inanıyoruz. Öyle ki bir rastgele kişisel gelişim kitabı okumaya başladığınızda, birden bire motivasyon zirve yapar ve heyecanla kitabı okumaya devam edersiniz. Kitap bittiğinde, motivasyonunuz da söner gider. Güzel bir vakit geçirmiş olursunuz o kadar. Ama bu bir çözüm değildir. Gerçek çözüm daha esaslı ve sorulmaya korkulan soruları sormak, irdelemek farklı açılardan hayata bakabilmekte gizlidir.

Yaşam Amacımız Nedir ?

Kişisel gelişim uzmanları size hayatınızın amacının ne olduğunu söyleyemezler, sizi iş çalışma başarı konusunda güdülemek isterler. Böylece maddi açıdan daha rahat bir yaşam vermek isterler. Nihai amaçları aslında “mutlu olmanızdır”. Herkes her şeyi mutlu olmak için yapar. Başka hiçbir amaç yoktur. Pekiyi bu amaç nereden geliyor? Sanki bir bilgisayar çipinin içine önceden programlanmış gibi, mutlu olma arzusu nereden geliyor?

Değerli okurlar! Hepimiz mutlu olmak için bu misafirhanede belli bir süre yaşıyoruz. Ardından ister istemez öleceğiz. Geçtiğimiz günlerde yapılan bir araştırmaya göre, insan hücresinin sadece 150 yıl yaşayacak kadar programlandığı sonucuna varıldı. 151 yıl bile değil. Ama insan asla ölmeyi istemez ve bunu düşünmek de istemez. Bu kaçınılmaz sona hazırlanmak en iyi kişisel gelişim eğitimi olacaktır. Fakat bu bilgeliğe erişmek için alınacak çok yol var. Konumuza dönersek;

Mutlu Olma Arzusu

Mutlu olma arzumuz, bize sonradan empoze edilen bir yapay güdü değildir. Her insan doğal olarak huzur ve mutluluk ister. Para ev makam mevki bunun için kazanılır. Bazıları mutluluğu sanatta bulur bazıları bunu bilimde! Ama herkesin amacı aynıdır. Bizler mutlu olmaya programlanmış, daha komiği de sonsuz yaşamaya programlanmış varlıklarız. Ölüm bizi hiç çekmez. Onu kimse istemez. Herkes sonsuza kadar yaşamak ister. Bu istek aslında fani insan bedeninin dışında bir varlığa işaret ediyor. Üstelik bu varlık, sonsuza odaklı bir varlık veya enerji veya güçtür. Bu güç özümüzde yerini almış ve izliyor. Sessizce bizi izliyor. Bazen çok zorda kaldığımızda kullandığı bir kanal var. Bizimle haberleşmek için sezgi kanalını kullanıyor ve içinde bulunduğumuz çıkmaz durumdan bir çırpıda bizi kurtarıyor. Birden parlak bir fikir doğuyor karanlığımıza! Şimşek çakar gibi. Ve biz o problemi çözüyoruz. Fakat O güç yine sessizliğe gömülüyor. Onun için zaman mekan sınırlaması yok. O Öze ulaşan bilgelerin ortak söylemi şudur: Orası sessiz sakin huzur verici, hiçbir inişi çıkışı olmayan emin ve güvenilir bir yer… Bu mutlu olma isteği ya da güdüsü de oradan geliyor.

Sevgili okurlar, mutlu olmak tek amacımızdır. Bu amacın peşinde koşarken, araç olarak neleri kullandığımıza dikkat etmek yani farkındalık kazanmak çok önemlidir. Dünyayı çok fazla içselleştirmek, bedenimizi çok fazla içselleştirmek bize zarar verir. Bu beden bir gömlek gibi önünde sonunda atılacak. İşte o noktada bilinçli ve mutlu bir şekilde bu gömleği atabilmek, yani ölmeden önce ölme provası yapabilmek için, iç dünyamıza uzun bir yolculuk yapmamız gerekiyor. Otomatikleştirdiğimiz hayatımızı monoton yaşamımızla heba etmemek, ermişlerin deyimi ile her anın lezzetini çıkara çıkara doyasıya yaşamak için bu amacı keşfetmek gerek.

Continue Reading

İçsel Sorguların Değeri

Tavsiye, Yaşam Tarzı - AysMen - 21 Mart 2019

Unutma ! “Hedefimiz sadece Kişisel Gelişim değil, hedefimiz AysMen Prensipleriyle sizleri hedeflerimize, başarıya, hayallerinize daha iyi bir yaşama ulaştırmak !”

Kendi kendine konuşanlara deli derler, yani bize bu şekilde öğretildi ama bu ne kadar doğrudur? Aslında kendi ile konuşamayanlar delidir dersek yanılmış olmayız. Kendinden haberi olmayanlar, içsel sorgu yapmayanlar, sadece dışsal duyularının zevklerinin peşinde koşa koşa ömür tüketirler. Ancak hiçbir arzu, son noktayı koymaz. Bir arzu yerine getirildiğinde, diğer bir arzu ortaya çıkar. O da yerine getirildiğinde daha büyüğü ortaya çıkar. Daha kötüsü de merdiven basamakları gibi, yukarı çıktıkça iş zorlaşır ve kazanılmış olanı kaybetmek büyük felaket getirir. İçsel sorgulama yapmayan insanlardaki tek amaç bedenen rahat yaşamak için tüm şartları sağlamak ve bu şartları çocuklarına ve torunlarına kadar genişletmek. Yani bildiğiniz ev para makam mevki sahibi olmak! Ömrün sonunda belki bir kitap yazmak. Ama bu kadar! Bunu başaranlar var başaramayanlar var. Başaranlar, dünyanın aslında hiçbir fayda sağlamadığını, gelip geçici olduğunu savunurlar. Boşa yaşanmış bir yaşam tükettiklerini itiraf ederler. Başaramayanlar ise son nefese kadar bunu başarmak için çabalarlar. Pekiyi içsel sorgularını yapanlar ne alemde?

İçsel Sorgu Nedir ve Ne işe Yarar ?

Kişisel gelişim ve kişisel olgunlaşma bizi aydınlanmaya götürür. İçsel sorgu ise bizi bu, keşfedilmemiş karanlık ormanda yol almamız için gerekli dürtüyü ve enerjiyi sağlar. Her insan dünyada belli bir enerji kapasitesine sahip olarak yaşar. Kimileri bu enerjilerini dünyevi zevkler ve ihtiraslar için harcar, kimileri ise hayat amacını aramaya adar kendini… İçsel sorgu anlamaya ve bilmeye çalışmak için yapılır. Bu dünya nedir, neden bu dünyadayız? Amacımız nedir? Nereye gidiyoruz? Nereden geliyoruz? Bu soruların her biri içsel sorgu sorularıdır. Çok derinliği olan bu soruları dışarıdaki bir insana sorarak cevap alamazsınız. Sadece kendinize sormanız gerekiyor. Evet sevgili okurlar. Sıra dışı kişisel gelişim platformumuzda, siz değerli okurlara hayata bakış açınızı değiştirecek ve kişisel gelişim yolunda sizlere rehber olacak yeni konuları açmaya devam edeceğiz.

İçsel Sorgu Nasıl Yapılır ?

Öncelikle sessiz bir yere odaya tenha bir alana gidilerek yalnız başınıza sizi rahatsız edecek hiçbir uyarıcı olmayan bir yere gitmeniz yani kendinizle baş başa kalmanız birinci şarttır. Sonrasında zihninize yukarıdaki soruları samimiyetle sormaya başlayabilirsiniz. Zihniniz bu tür sorulara alışık değildir ve hemen sıkılacaktır. Yeni görüntüler sesler getirecektir. Fakat sizi oyalama taktiğine kanmadan, ısrarla bu soruların cevaplarını almaya çalışın. Ünlü bilge Maharaj der ki; “ siz evrenin içinde değilsiniz, evren sizin içinizdedir, siz efendisiniz fakat bunun farkında değilsiniz!”. Sizce bu bilge ne anlatmak istiyor? Evren fiziksel olarak içimizde olamaz. Ama onun kaynağının fiziksel nesneler olmadığını, nihai ürünler olduğunu biliyoruz. Kaynağının enerji olduğunu da biliyoruz. Bizim kendi kaynağımızın da enerji olduğunu biliyoruz. Bizi, bir saniye önce ölmüş olan insandan ayıran hayat enerjimiz henüz çekilmemişken, bu soruları bu kaynağa yönelterek cevaplar alabiliriz. Zihnimiz bizi engellemeye çalışacak ve bizi rahatsız edecek görüntüler anılar, gelecekle ilgili kaygılar planlar getirecektir. Bu yazıdan şu sonuç çıkıyor. Zihin asla şimdiki zamanda yani anda yaşayamaz. O ya geçmişte yaşar, ya da olmayan gelecekte yaşar. Yani zihin ölüdür. Biz ise canlıyız. Geçmiş de gelecek de bizim tasarruf alanımızın dışındadır. Biz her ikisini de değiştiremeyiz. Sadece içinde bulunduğumuz durumu değiştirebiliriz. O halde zihnin bizi kuşatmasına izin vermeden, sormaya devam edelim.

İçsel Sorgular Bize Ne Kazandıracak ?

Kişisel gelişim yolunda ilerlerken, aynı zamanda kişisel olgunlaşma yolunda ilerlemiş olursunuz. İçsel sorgular, toplumla daha uyumlu yaşama, onlara ayak uydurma kaygısı taşımazlar. Bu evrende, sizin ne rol aldığınızı ortaya çıkarma kaygısı taşırlar. Zaten bu rolü anladığınızda, tüm evren ve içindekilerle ister istemez bir uyum içine girersiniz. Ama bu zorlama değil, kendiliğinden olacağı için değerlidir.

 

Continue Reading

Mark Zuckerberg’in Başarı Sırları

Tavsiye, Yaşam Tarzı - AysMen - 16 Mart 2019

Mark Zuckerberg’ın artık tanımayan kimse yok! Ama ben yine de biraz bahsedeyim.

Mark Zuckerberg Facebook’un Kurucusu ve şu anda Facebook Şirketinin %28’lık bir kısmına sahip. Mark’ın en önemli kurallarından biri Hediye etmenin hayatta ki en güzel şey olduğu. Mark 2015 yılında ki kararıyla servetinin %99’luk bir kısmını ölene kadar bağışlayacağını açıkladı.

Hepimiz hesabımızda çok para olmasını isteriz tabi ki ama yine de olmayan insanlara da yardım eli uzatmak paha biçilmez şeylerden biridir benim için yanı sonuç olarak Mark tabi ki Milyoner olarak kalacak %99`u bağışlasa bile bunu hepimiz biliyoruz ama yine de Misafirler önemli. Her Başarılı İnsan gibi Mark Zuckerberg’in de Başarı Sırları var.

Şimdi gelelim şu sarışın Mark’ın Başarı Sırlarına ;

1-Dünyada bir şeyleri değiştir

O zaten var şu zaten var diyene kadar farklı fikirlerle, çalışarak düşünerek dünyayı değiştirmemiz olasıdır Mark’ın kuralı olan bu kural benimde kurallarımdan biridir yeterince arzu edersek bunu yapabileceğimizi hepimizin bilmesi gerekiyor!

2-Onlar için çalışacağın kişileri işe al

Yani Adam diyor ki kendinizden zeki insanları işe alin ki işleriniz güzel ilerlesin.

Başarılı insanlardan toplanmış bir ekibin karşında kimse duramaz.

3-Güclü bir ekip kur!

Hazır ekipten konuşmuşken Sarışın Mark’ın sırlarından biri olan güçlü bir ekip her zaman için önemlidir doğru insanları doğru yerlere konumlandırmak başarıyı ayaklarınızın önüne serecektir.

4-Feedbacklere dikkat et ve gerekli değişiklikleri yap

Geri bildirim her zaman önemlidir bu bir nevi diğer insanların fikirlerini ve görüşlerini almaktır. Kötü olanları da görmezden gelmek ileride büyük sorunlar yaratacaktır bu yüzden hem iyi olana da emde kötü olana da dikkat etmek gereklidir.

5-Hediye Etmek en güzel tecrübedir

Kısacası diyor ki yârdim edin paylaşmak güzeldir.

6-Hatalar yap ve bunlardan ders çıkar

Bu Kuralı zaten çoğu Makalemde haykıra haykıra gözünüze vurduğum için fazla konuşmayacağım 😀 ama yine de hatalar bize öğretir ve bu öğretim bize mükemmeli sunar.

7-Önemli olan islerle uğraş

Boş vakit sakın geçirme her gün çalış! Boşa Geçmemeli bir günün bir saniye bile bu yüzden her zaman DEVAM!

8-Etrafindaki insanlardan öğren

İnsanlar bazen küçük çocuklardan bile bazı şeyler öğrenebilir. Etrafınızdaki insanlardan öğrene bildiğiniz kadar şey öğrenin bunu hepimiz yapmalıyız çünkü Bilgi = Güç! Cağımızdaki en önemli şeylerden biri Bilgidir! Diğeri ise Tecrübe!

Bilgili olanlardan bilgileri tanıdığınız tecrübeli insanlardan tecrübelerini dinleyin emin olun öğrendikleriniz kişisel gelişiminiz için çok önemli olacak!

İster Mark Zuckerberg’in Başarı Sırları’nı Örnek alın ister almayın ama unutmayın ki Her Başarı’nın arkasın da iyi bir Planlama vardır !

Continue Reading

Yaşamda Kalite Farkı

Yaşam Tarzı - AysMen - 9 Mart 2019

İnsanlar farklı farklı hayatlar sürüyorlar. Kimileri yaşanılası bir hayatı doyasıya yaşarken kimileri de tüm yaşam boyunca sürünmekten öteye gidemiyor. Pekiyi ama bu fark nereden geliyor? Zengin olanlar ve mutlu olanlar diğerlerinden daha mı üstün zekalıdır? Ya da daha mı şanslıdırlar?

Kişisel gelişim blogumuzda bu konuyu tartışıyoruz. Biraz daha derinlemesine bu konunun üzerine gideceğiz. Bilindiği gibi her insan farklı yeteneklerle donatılmış olarak geliyor. Doğuştan ressam heykeltıraş ya da bankacı ruhu taşıyanlar var. Doğuştan liderlik vasıflarını taşıyan insanlar olduğu gibi, yine doğuştan çekinik ürkek ve her şeyden kaçan bir ruh haline bürünenler de var. İşin kötüsü, gizli yeteneklerini hiç dışarı çıkarma ve onların peşinden gitme cesaretini gösteremeyen on binlerce insan var. Fırsat verildiğinde, dünyanın en iyi satış uzmanı olabilecek insanlar var. Bu insanları engelleyen güç nedir? Kader mi? Olasılıklar ve imkansızlıklar mı?

İnsanın önündeki en büyük engel, kendisidir.

İnsanı sınırlayan tek büyük güç yine insanın kendisidir. Kişisel gelişimi tamamlamayan insanlar, kişisel olgunluğu da tamamlayamazlar. Bu insanlar nereden geldiklerini, bu dünyada ne amaçla bulunduklarını, insanlığa nasıl bir katkı sağlayabileceklerini gerçekten düşünmüyorlar. Bunu düşünmedikleri için, iç dünyalarındaki tüm gizemler de kendilerine kapalı kalıyor. İnsanların öncelikli olarak iç dünyalarını keşfetmek gibi zor korkunç ama zorunlu bir sorumlulukları var. Bu amacı keşfetmeye çalışmak bazen aylar bazen de yıllar alabilir. Ama amaç keşfedildikten sonra, hangi konuda en iyi olduğunu bulduktan sonra, tüm dünya engellerini birer birer indirecektir. Tarihte bu keşfi ileri yaşlarında yapan ve milyonlarca doları 3-4 yılda kazanıp sınıf atlayan insanlar var. Albay Sanders bunlardan biridir.

Albay Tavukçu Olduğunu Keşfediyor

Albay Sanders uzun yıllar asker olarak görevini tamamlayıp emekli oluyor.Ama vasat bir yaşam sürüyor. Bir şeylerin ters gittiğini fark ediyor ve kendini sorgulamaya başlıyor. Bu dünyadaki amacım nedir? Neden mutlu değilim; ben, neyi en iyi şekilde yapabilirim? Bu sorular çok geçmeden cevap buluyor ve Albay Sanders aslında çok iyi bir tavuk pişirme uzmanı olduğunu keşfediyor. Bu işi yapmaktan büyük bir zevk alması, bu işi yaparken hiç yorulmaması, hatta bu işi yaparken dinleniyor gibi hissetmesi, onun doğru seçimi yaptığının kanıtı… Albay Sanders basit bir emekli iken, kendi karavanında tavuk pişirme tarifini satacağı lokantalar aramaya başlıyor. Onu reddeden 900’den fazla girişimci var. Acaba bu yazıyı okuyan sayın okurumuz, bu adamın yerinde sen olsaydın kaçıncı reddedişte vazgeçerdin? Fakat Albay Sanders vazgeçmiyor ve bu işin hayat amacı olduğunu keşfetmenin verdiği güç ile devam ediyor. Gerekirse tüm ABD’deki restoranları gezecek kadar enerjisi var. Sonunda biri onun tarifini ve ortaklığını kabul ediyor. Çok geçmeden, o tarifle pişirilen tavuğu yiyenler, yeni arkadaş gruplarını getiriyorlar. Sonunda Sanders milyonerler arasındaki yerini alıyor.

Herkes İyi Yaşamayı Hak eder yeter ki, Kendine İzin Versin!

O hayat amacını buldu, vasat bir yaşam sürmek istemediğine, son yıllarını refah içinde geçirebileceğine bunu başarmak için gerekli potansiyele sahip olduğuna kalben inandı ve başardı. Kişisel gelişimin zirvesini aştı ve olgunlaştı. Farklı bakış açıları kazandı. Reddedilmek onu yıldırmayıp daha da güçlendirdi. Yaşamda kalite farkını bir kader olarak görmedi. Her insan en iyi yaşamı hak eder, ben de bunlardan biriyim dedi ve sonunda tüm evren onun için çalışmaya başladı.

 

Continue Reading

Her nereyi düşlüyorsan, oraya aitsin !

Kişisel Gelişim, Motivasyon, Yaşam Tarzı - AysMen - 26 Kasım 2018

Aklındaki o yer neresiyse ve kendini nereye ait hissediyorsan işte tam ’da oraya aitsin yani her nereyi düşlüyorsan, oraya aitsin yada aitsindir ve farkında değilsindir. Belki istemediğin bir işte çalışıyorsun veya istemediğin bir hayatı yaşıyorsun ama bunun sorumlusu da sensin zaten ama bunu da söylememe gerek yok çünkü bunu zaten biliyorsun istemediğin bir işte çalışıp aslında hep hayalin olan o işi düşlüyorsan, hatta her sabah o yataktan öfkeyle oflaya puflaya kalkıyorsan. İşte sen o is `e ve iş yerine ait değilsin !

Bunun için çok az insan bir şeyler yapıyor peki sen yapacak misin ? Yoksa ÖMRÜN boyunca her gün istemsizce kalkıp o işe mi gideceksin ? Bu senin hayatin onun bunun şunun Annenin, Babanın değil ! Onların istediklerini yapmak zorunda değilsin ! Veya şuan çalıştığın işi ! Veya şuan Okuduğun bölümü bunları yapmak zorunda değilsin !?

Bu sözü sakin unutma Her nereyi düşlüyorsan, oraya aitsin çünkü insan ancak mutlu olduğu ve severek yaptığı işte başarılı olur ! Düşlerindeki yeri hedefle şimdilik belki istemediğin bir işte çalışıyor veya istemediğin bir bölüm’ ü okuyor olabilirsin ama bunu köprü olarak mi görüyorsun yani bitince hedeflerin için para biriktirme ve benzeri şeyler gibi mi yoksa gerçekten ömrün boyunca o işi mi yapmayı ? Bunu kendine sor ve hiçbir zaman hiçbir şey için geç olmadığını da unutma!

Büyük başarılar zaman alır senin ise tek yapman gereken düşlediğin ve ait olduğun o yer için savaşmak. Belki bu sadece iş hayatında değil hatta özel hayatta bile olabilir belki bu şehirde değil de başka bir şehirde yaşamak istiyorsun bunun içinde savaşmalısın ! İstemiyorsan sevmiyorsan GIT ! Nasıl gidelim elimiz kolumuz bağlı diyenlere iki çift sözüm var. Yapamam diye bir şey yoktur bu o düşlediğiniz şeyi ne kadar çok istediğinizle alakalıdır yani bunu gerçekten istiyor olsaydın şuan bile bunu okumak yerine o g*tünü kaldırıp düşlediklerin için uğraşırdın !

Ee hala duracak mısın ?

Continue Reading

AysMen Story -2-

Kişisel Gelişim, Yaşam Tarzı - AysMen - 18 Kasım 2018

AysMen Story 2’ye Hoş geldiniz dostlarım. AysMen Story 1’i okumadıysanız okumak için tıklayın. İyi Okumalar ve iyi gezinmeler 🙂


Bizim diğerleri gibi bir ton dostumuz olmadı, elimizden tutmadılar hatta tutmadıkları gibi yıkmaya çalıştılar. Bizden nefret ettiler oysaki onlara bir şey yapmadık. Kendi işimizle meşgul olduk ama düşman oldular, saygı göstermediler, inanmadılar, güvenmediler herkesi aralarına aldılar bizi almadılar. Bizler sevilmeyen çocuklarız ama işte bugün beni AysMen yapanlar bunlar içimdeki çocuğu, neşeyi öldürdüler… Sevinci mi, Aşkımı öldürdüler. Güvendim güvenimi kırdılar…Sürekli saldırdılar boş günüm geçmedi sürekli bir savaşın içindeydim. Ama yılmadım gerçekten pes edecek anlarım çok oldu ama yinede pes etmedim. Bugün olduğum konuma kendi tırnaklarımla ulaştım ve halen tek hedefim dahada yükselmek. Çünkü Başarı en güzel intikam biçimidir !

Tabi ki hala nefret ediyorlar bizden başardıkça yükseldikçe nefretleri dahada çoğaldı her yandan saldırdılar, yoluma taşlar koydular ama durmadım. Vücudum pes edecek raddeye gelmişti ama durmadım. Asla’da durmayacağım !

Bugün soğuk biriysem bunun sebebi duygularımı yok etmeme sebep olanlardır ama sakın her şeyini kaybetmiş soğuk  biri olarak görme beni ben artık YENİLMEZİM ve korkum yok.

‚Artık korkun kalmadı, özgürsün…‘

V

Bana yapılanların bedeli olmayacak mı peki?…tabi ki olacak !

‚Verilecek tek karar intikamdır. Bir kan davası, ve bir amacı var boşuna değil. Değerler ve dürüstlük vakti geldiğinde kazanacak, ve zulüm son bulacak biliyorum.‘

V

Önlerinden geçerken gözlerindeki nefreti görüyorum ama bu nefretin tek sebebi kıskançlık ama bilmedikleri şey o nefret dolu bakışların beni dahada güçlendirdiği !

Başladığımızı sanıyorlar ama biz daha başlamadık !

Continue Reading

AysMen Story -1-

Kişisel Gelişim, Yaşam Tarzı - AysMen - 13 Kasım 2018

Merhaba sevgili okuyucularım. AysMen Story diye başlattığım bu Makale grubu benim sıkıntılı ve zor zamanlarımda yazdığım birkaç kısa hikayemin ve düşüncelerimi kaleme sonra da Blog’a geçirdiğim ufak bir kategori gibi bir şey. Sizi de motive edeceğini düşünüyorum. İyi okumalar 🙂


Beni AysMen yapan kısa Hikayelerden birisi yani ! AysMen Story 1 !

Ben yağmurlu fırtınalı yollardan geldim.

Ne sizin gibiyim nede sizin gibi olacağım.

Sizler gibi kolayı veya parayı görmedim.

Her günüm zorlukla geçti !

Sizin gibi rahat olmadım !

Sizin gibi geniş veya gevşek olmadım.

Sizin gibi yetişmedim.

Sizinle aynı yerden gelmedim.

Ben bataklıktan çıktım.

Hemde nasıl biliyor musun ?

TEK BAŞIMA !

Senin yanında onlarca insan varken ben tek başıma çıktım.

Sahip olduğum her şey için savaştım ve kendim aldım.

Sizin gibi anne veya baba parası yemedim.

Ben dostça yaklaştıkça bana düşman oldunuz !?

Bu yüzdendir ki nefretim büyük !

Benim yaptıklarımı gördünüz ve görmeye de devam ediyorsunuz !

Ve s*kik sizler bana bir kelime felan edemezsiniz istediğimi yaparım istediğimi yaşarım bundan 5 sene öncesinde yanımda değildiniz şu anda değilsiniz yani bana bir şeyler söylemeye yüreğiniz yetmez !

Ha bu arada merak etmeyin zaten çoğunuzu ezdim geçtim az daha sabredin yakında hepinizin ipinizi çekicem az kaldı !

AysMen

Continue Reading

İnsanoğlu’nun Mağlubiyeti

Tavsiye, Yaşam Tarzı - AysMen - 12 Kasım 2018

Selam AysMen Blogu’nun çılgın ve hırçın okuyucuları 🙂

Gelin size biraz İnsanoğlun’dan ve güya barış dönemindeyken kaybettiğimiz savaştan bahsedeyim.

İnsanoğlu garip varlıklardır ne yapacakları belli olmayan varlıklar hislerini hatta iç güdülerini dinleyerek neler yapacağını tahmin edemeyeceğiniz varlıklar istedikleri zaman her şeyi yapabilen varlıklar. İsteseler milyonlarca güzel şey ve eğer tersini isterlerse milyonlarca kötü şey yapabilecek varlıklardan bahsediyorum. Bazı Kitaplar’da Tehlikeli varlıklar olarak geçerler çünkü yapabileceklerinin gerçekten sınırı yoktur.

Ve tabiki de böylesine güçlü varlıkları başı boş bırakamazlardı yada her istediklerini veremezlerdi işte tam’da bu yüzden bu sistemi yarattılar hepimizin uyması gereken ve çoğumuzun aynı hatta benzer özelliklere sahip olmamız gereken bir şeyler yarattılar. İlk başlarda çoğu insan buna uymak istemedi isyanlar, protestolar, baskılar, darbeler vb. şeyler oldu. Kimisi Komünistliği kimisi Milliyetçiliği kimisi Marksizm ve daha farklı şeyleri savundu ama hepsinin tek bir amacı vardı memnun olmadıkları hayatları veya sistemleri hatta politikaları değiştirmek bazı devrimler yada bazı darbeler sayesinde gerçekleşti bunlar ve insanlar bir şeyleri değiştirebileceklerinin farkına vardılar ama bunu zamanla kaybettiler şuan kaçınız bu sistemi yada politikayı yada başka bir şeyleri değiştirebileceğine inanıyor veya gerçekten buna karşı isyan etse bile değişeceğini sanıyor ? Ben sizi aydınlatayım HİÇ BİRİNİZ çünkü kaybettik …İçimizdeki o ruhu o hisleri kaybettik her şeyi kabullendik bizlere ne dayatıldıysa tamam deyip kabullendik, yargılamadık yada şikayetçi olmadık Arthur Miller‘in da dediği gibi

 

„Eskiden insanlar hayatlarından memnun olmadıklarında devrim yaparlardı, şimdi alışveriş yapıyorlar“

 

Aysmen 

Continue Reading

Acaba Modern Kölemiyiz yoksa Kendi Isteklerimizin Kölesi mi ?

Kişisel Gelişim, Tavsiye, Yaşam Tarzı - AysMen - 12 Kasım 2018

Acaba Modern Kölemiyiz yoksa Kendi Isteklerimizin Kölesi mi ? kendine bu soruyu sormaktan ÇEKİNME !

Bu Soru son günlerde aklımı çok karıştırmaya başladı arkadaşlar. Acaba Modern Köle miyiz yoksa Kendi İsteklerimizin Kölesi mi ?

Şimdi ilk bakışta herkes Modern Köleyiz deyip geçecektir. Ama işin aslına bakıldığında durum öyle değil.

Şimdi yandaki şemaya bakıldığında Özgür olmadığımızı görüyoruz.

İnsanoğlunun %80’i 8 ile 10 Saat arasında çalışmaktadır.

Buna kıyasla sadece 6 ile 8 Saat arasında uyumaktadır. Yani çalıştıkların’dan az uyuyor insanların %85’i

İşten+Uyku’dan geriye kalan süre ise boş yani özgür olduğunuz kısım. Evet yanlış okumadınız gerçekten ÖZGÜR olduğumuz hatta olduğumuz tek kısım.Peki ya gerçekten bu örnekteki 4 Saat ÖZGÜRLÜK mü ?

Bunu basit bir örnekle kolaylaştıralım.

4 Saat Boş Vaktiniz var.

1 saat işten sonra dinlediniz diyelim sonrasında 1 saat spora gittiniz ve sonrasında 1 saatte kitap okusanız yada benzer aktiviteler yapsanız bunlara bilgisayar veya Playstation oyunları da dahil. 3 saatiniz bitti bile. Geriye kalan 1 Saatiniz’le ne yapmak istersiniz ? Karınızla yada ailenizle güzel bir yemek ? yada çocuklarınız varsa onlarla vakit geçirmek ? Yada hem çalışıp hem okuyorsanız ders çalışmaya ? Bu son 1 Saatiniz’de bitince kendi kendinize ne yaptım ki şimdi ? Off, yarın tekrar çalışacağım diyeceksiniz…

Gelelim son Maddemize 2 saatlik yol. Bu veriler ortalama verilerdir tabi ki herkes’in iş yeri 2 saatlik mesafe’de değil sonuçta. Bu 1 saat yada 30 dk’da olabilir. Ama yinede zaten köle olmak için tıpış tıpış gittiğiniz bu 1 yada 2 saatlik yolun ne önemi var zaten kendiniz için değil !

Hooop ne diyorsun kardeşim ? Tabi ki de kendim için diyenleri duyar gibiyim. Hayır arkadaşım kendin için değil PARA için !

İşte tam bu nokta’da aklıma takılan soru şu acaba bizler modern köle miyiz ? yoksa kendi isteklerimizin gerçekleşmesi için köle olmayı kabul eden köleler miyiz ?

 

Emre Yılmaz´ın Genç bir iş adamına Kitabında’da dediği gibi

“Ne garip, eskiden insanları zorla köle yapardık. Şimdi seve seve geliyorlar. Kapitalizmin en göz kamaştırıcı başarısı budur.“

İnsanlar kendi istek ve arzularını gerçekleştirmek için köleliği kabul etmiş durumdalar.

İstediklerini gerçekleştirmek için ne lazım ?

-PARA

Para neyle elde edilir ?

-KÖLE GİBİ 8 İLE 10 SAAT ÇALIŞARAK !

Bir ev, bir araba,kendimize ve çocuklarımıza iyi bir gelecek isteriz ama aslında bu sadece bu sistemin kafanızda oluşturduğu İlizyondur.

Sizce de aslında istediklerimiz için köle olmuyor muyuz ?

Can Yücel ne güzel demiş;

“sabah 09.00, akşam 18.00. sonra başka mecburiyetler. sıkışıp kaldık. sırf yeme, içme, barınmanın bedeli bu kadar ağır olmamalı. hayatta kalabilmek için bir ömür veriyoruz. bir ömür karşılığı bir ömür yani. ne saçma.”

Bu makalemi de şu son sözümle bitirmek istiyorum;

Kölelik yaparak kazandığın paraları, paşa gibi yedikten sonra tekrar köle gibi çalışmaktır aslında bu saçma düzenin tek amacı !

-AysMen

Continue Reading